Merkez Bankasının faiz indiriminde yolun sonuna mı gelindi?

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, madeni paralar ve finansal piyasa grafikleri

Merkez Bankası, ekim ayı Para Politikası Kurulu toplantısında politika faizini 100 baz puan indirerek yüzde 37'den yüzde 36'ya düşürdü. Böylece ocak ayından bu yana ilk kez faiz indirimine gidilmiş oldu.

Peki, bu karar önümüzdeki dönemde yeni faiz indirimlerinin önünü açıyor mu?

Bu soruların yanıtını yalnızca 100 baz puanlık indirimde değil, kararın alındığı ekonomik koşullarda ve Merkez Bankasının karar metninde verdiği mesajlarda aramak gerekiyor. Zira Türkiye ekonomisinde enflasyonla mücadele devam ederken, yurt içinde finansal piyasalara ilişkin belirsizlikler, yurt dışında ise jeopolitik gelişmeler ve yüksek enerji fiyatlarının yarattığı riskler önemini koruyor.

Bu koşullar altında Merkez Bankasının sınırlı bir faiz indirimine gitmesi, para politikasında belirgin bir gevşemeden ziyade mevcut duruş içerisinde yapılan ölçülü bir ayarlama olarak değerlendirilebilir.

Karar metninde neler öne çıkıyor?

Merkez Bankası, faiz kararı basın duyurusu metninde, bir taraftan enflasyonun ana eğiliminde iyileşme olduğunu değerlendirirken diğer taraftan bu iyileşmenin kalıcılığına yönelik risklerin devam ettiğini kabul ediyor.

Karar metnindeki bir başka önemli nokta ise para politikasının geleceğine ilişkin kullanılan ifadeler. Merkez Bankası, bundan sonraki faiz adımlarının büyüklüğünü ve zamanlamasını enflasyon görünümüne bağlı olarak, toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla belirleyeceğini vurguluyor. Bu yaklaşım, ekim ayındaki faiz indiriminin devamının garanti olmadığını gösteriyor. Başka bir ifadeyle, Merkez Bankası yeni bir faiz indirim döngüsüne ilişkin taahhütte bulunmuyor.

100 baz puanlık faiz indirimi neyi değiştirecek?

Faiz kararının ekonomik etkilerini değerlendirirken indirimin büyüklüğünü de dikkate almak gerekiyor. Politika faizinin yüzde 37'den yüzde 36'ya indirilmesi, mevcut faiz seviyeleri dikkate alındığında oldukça sınırlı bir değişiklik.

Öncelikle, politika faizindeki 100 baz puanlık indirimin kredi ve mevduat faizlerine aynı ölçüde yansıması beklenmemeli. Bankaların fonlama maliyetleri, kredi riskleri, likidite koşulları ve makroihtiyati düzenlemeler bu aktarımın büyüklüğünü belirlemeye devam edecek.

Özellikle ticari kredilerde faiz maliyetlerinin yüksek seyrettiği mevcut ortamda, 100 baz puanlık indirimin yatırım ve işletme sermayesi finansmanı üzerindeki olumlu etkisinin sınırlı kalacağını düşünüyorum. Benzer şekilde hanehalkı tüketimi ve yatırım kararlarında da belirgin bir değişiklik beklemek için henüz erken.

Para politikasının ekonomik faaliyet üzerindeki etkileri faiz seviyesinden ziyade ekonomideki beklentilerle daha ilişkili. Bu nedenle ekim ayındaki faiz indiriminin tek başına kredi talebini, ekonomik büyümeyi veya enflasyon görünümünü belirgin biçimde değiştirmesini beklemiyorum.

Faiz indirimi için riskler azaldı mı?

Bana göre ekim ayı faiz kararını önceki dönemlerden ayıran en önemli unsur, kararın alındığı risk ortamı.

Yurt içinde son dönemde fon piyasalarında yaşanan gelişmeler, finansal istikrar ve yatırımcı güvenine ilişkin önemli sorunları gündeme getirdi. Fon piyasasındaki sorunların finansal sistemin geneline yayılmasını önlemek için likidite koşullarının ve yatırımcı davranışlarının yakından takip edilmesi gerekiyor.

Yurt dışında ise riskler farklı bir kanaldan geliyor. Orta Doğu'da devam eden jeopolitik gerilimler ve enerji arzına ilişkin belirsizlikler, petrol ve doğal gaz fiyatlarını yüksek seviyelerde tutuyor. Üstelik küresel enflasyon risklerinin artması, gelişmiş ülke merkez bankalarının para politikalarını da etkiliyor. Bunların yanı sıra gelişmiş ülkelerde tahvil ve sermaye piyasalarında da riskin yüksek seyrettiğini görüyoruz.

Bu gelişmelerin Türkiye açısından önemi büyük. Küresel risk iştahındaki zayıflama, portföy girişlerini sınırlandırabilir ve Türk lirası üzerindeki baskıları artırabilir. Dolayısıyla Merkez Bankasının önümüzdeki dönemde faiz kararlarını verirken yalnızca yurt içindeki enflasyon göstergelerini değil, dış finansman koşullarını ve küresel riskleri de dikkate alması gerekecek.

Yeni faiz indirimleri için alan kaldı mı?

Ekim ayında alınan 100 baz puanlık faiz indiriminin ardından asıl soru, Merkez Bankasının önümüzdeki toplantılarda nasıl bir politika izleyeceği.

Mevcut ekonomik koşullar dikkate alındığında, faiz indirimlerine devam etmek için hareket alanının oldukça sınırlı olduğunu düşünüyorum. Enflasyon beklentilerinin yüksek seyrettiği bir ortamda para politikasındaki gevşemenin dikkatli yönetilmesi gerekiyor.

İkinci olarak, yurt içindeki finansal piyasa gelişmeleri likidite koşullarını ve yatırımcı güvenini etkileyebilecek riskler barındırıyor. Böyle bir ortamda faiz indirimlerinin hızlandırılması, Türk lirası cinsi varlıklara yönelik talebi olumsuz etkileyebilir.

Üçüncü olarak, küresel riskin yüksek seyretmesi ve uluslararası sermaye hareketlerindeki belirsizlikler, Türkiye'nin dış finansman koşullarını zorlaştırabilir.

Bu üç riskin birlikte devam etmesi halinde Merkez Bankasının yeni faiz indirimleri için yeterli alanı olamayacağını düşünüyorum.